10 Mayıs 2012 Perşembe

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer...

 'Merhaba' diye mi başlayayım, yoksa 'hani bir zamanlar yaralı ama güçlü bir kız' vardı diye mi bilemiyorum ama kısa ve öz şöyle diyeyim; döndüm.

 Dönüşüm muhteşem oldu falan demeyeceğim hiç. Siz de ''bu kız yeni mi blog açmış? ne ara izlemeye almışım?'' demeyin rica edeceğim. Bunu şimdiden söylüyorum zira deseniz de hak. Kaç kere gittim döndüm gittim döndüm... Ben bile sayamadım. Hadi ara verip yeniden başladıklarım, ihmal ettiklerim neyse de; her seferinde de 'yeni maceralara atılayım' aşkıyla bütün yazılar silinmez ki ah! Ha pişman mıyım? Asla. Ne yapayım, benim kafam da bu. Bayılıyorum bunalıp daraldıkça ruhumu detokslamaya. Hal böyle olunca bloga da yansıyor, çatır çatır siliyorum eskiyi, acıyı, derdi... Yazı sildikçe, hafızanı tazeledikçe anılar gidiyor mu derseniz, gitmiyor elbet. Gitmiyor ama kalmıyor da. Yeni kararlar aldıkça, tırnaklarını geçmişine geçirip orada yaşamadıkça açılıyor insanın önü. Sonra yürüyor musun, koşuyor musun, ileri nasıl gidersen git, tercih senin. 

 En son iki yazım vardı burada, yine böyle delirip, bütün yazıları silip iki 'yeni başlangıç' yazısı yazmıştım, 2011 sonlarında. Bir daha da gelmedim, mazur görün, insan bazen birşeylerden uzak kalmak isteyebiliyor. Ben o uzak kaldığım sırada 'artık girmeyeceğim bloga, yazmayacağım' diyordum doğruyu söylemek gerekirse. Kararım bugüne kadar da sabitti. Fakat aklıma geldi; her ne kadar daha önce 'yazdıkça katlanıyor üzüntüler, içinden çıkamıyorsun' içerikli bir yazı yazmışsam da birçok seferde de rahatladığım bir gerçek.. Ya hadi işin rahatlama kısmını geçtim, senelerdir yazıyorum ben. Seviyorum. Dilimi seviyorum, harfleri, kelimeleri seviyorum. Harfleri bir bir alıp, evirip çevirip oynamak her halükarda keyif veriyor bana. O zaman niye her yerde yazmayayım ki? Mesele sadece yazmak da olmadığından; yazmadım gittim diye okumadım sanılmasın. İstisnasız her yazısını okuduğum, hayatlarının, acılarının, mutluluklarının bizzat içinde olduğum insanlara özellikle bu sözüm; sizi ihmal etmedim, vakit buldukça açıp okudum. Belki de beni temas edebildiklerimden daha fazla tanıdınız burada, belki sizi temas edebildiklerinizden daha fazla tanıdım.. 

Gitmeye karar vermeden önce yazdığım yazılar boşa çıkmadı. Her şeye en başından başladım, hem de birkaç kez.. Herşeyin geçtiğini daha iyi kavradım, kendimi oturup hüsrana terketmektense kafa yordum, çözdüm.. Ders çıkardım, karar aldım, uyudum, uyandım, geçti..İleri gittim. Her zaman mutlu mu oldum, belki hayır ama mutsuz da olmadım. Küçük şeylerin hayatı nasıl değiştirebildiğini gördüm. Beklediğim şeyin gerçekleşmesinden mutlu olduğum gibi, yeri geldiğinde önemsiz gibi görünen bir kahveden de mutlu olabilmeyi öğrendim. En önemlisi de hayatımda olmasına izin verdiğim insanlar güzel insanlar... Nasıl mutlu olacağımı bilen insanlar ve bana yetecek olanın çok fazlasını yapan insanlar. Ötesi de yok zaten.

 Gel gelelim bir haftadır çok rahatsızım, huzursuzum. Fakat nedeni yok, beni de çıldırtan bu zaten. Hayatımda önemli yeri olan herkesi birgün kaybedeceğim geliyor aklıma durduk yere. O his geçiyor, böyle şeyler düşünmeyeyim diyorum, hop başka birşey yoruyor kafamı. Saçma sapan fobiler edindim, devamlı 'şöyle olursa, böyle olursa' diye ruhumu kemirip duruyorum. Gidip alışveriş yapıyorum, bol bol yürüyorum..Bana mısın demiyor. Asla aşık olamayacakmışım gibi hissediyorum. Uyuyamıyorum, sık sık derin nefes alma ihtiyacı duyuyorum çünkü hakikaten nefes alamıyorum, nefesim tükeniyor. İçimden hiçbir şey gelmiyor. Yaz aylarına neredeyse girdiğimiz şu zamanda aşırı tüketmemem gereken ne varsa tüketiyorum. Yağ oranı yüksekmiş, kalori patlaması yaşatacakmış demeden mideye indiriyorum. Ha açıkçası pişman olmuyorum, çok da umrumda değil. Ama huzurlu olayım yeter. Huzurumu geri istiyorum. Baya baya biri ben uyurken gelmiş, içimden yaşama sevincimi söküp almış gibi hissediyorum. Nötrlendim ve böyle olmaması gerekiyor.

 Acaba tatile mi ihtiyacım var diyorum ki acabası kesinlikle fazla geldi.. Zira tam şu saniye birden bire püfür püfür bir sahile ışınlansam 'ne olduk böyle' demem. Tadını çıkarır, uzun zaman da geri dönmeye çalışmam. Bir sürü tatsız dönem geçirdim ama böylesi ilk. Kimseyle iletişim kurası bile gelmez mi insanın, yok! Gelmedi mi gelmiyor işte. Ben daha bununla ilgili yazardım da yazmayacağım, siz eminim ne demek istediğimi anladınız. Hafızasını kaybedip, geleceğini de reddeden insan gibiyim. Ama en azından bildiğim birşey var, o da 'geçeceği' Elbette geçecek. Bu dönem de atlatılacak. Yeniden kendimi bulacağım. 

Neyse. Bunları geçelim, malum; döndüğümü haber vermeye gelmiştim ben..

Hoşgeldim.